İnci
 

O z a n  İ n c i

 

Hastayım
 
 
Fikrimin peşine gelen zikrimi
İçime attığım için hastayım
Boğazımı sıkıp boğan dertleri
Dertlere kattığım için hastayım
 
Vurdumduymaz olsa idim ah keşke
Hak etmez değeri vermezdim aşka
Belki tabiatım bakışım başka
Varlıkla bittiğim için hastayım
 
Değmezi yücelttim kendim horlandım
Sevgiyle kavrulup aşkla harlandım
Cahil ile bir mecliste arlandım
Batağa battığım için hastayım
 
Cana canım diye kucak açsam da
Aldığımı bulduğumu saçsam da
Alem ile kavgalardan kaçsam da
Kendime çattığım için hastayım
 
Günyüzü göremem derinde yurdum
Tufanmış meğerse önümle ardım
İnci’ye dönüşmek benim tek derdim
Ummanda yattığım için hastayım

Düştük


Çağımız çıkara kurban edildi
Sonu anlaşılmaz zamana düştük
Hayatın kuralı bu olsa gerek
Şaşırdık her şeyi gümana düştük

Ne köşkü istedik ne de hanları
Sevda için çizdik bunca yönleri
Acı hikayeymiş aşkın sonları
İçi hüsran dolu romana düştük

Med ile cezirle yarıştı sular
Başka nehirlere karıştı sular
İnci mercanlarla sarıştı sular
Nihayet kavuşup ummana düştük


Vefasız


Cihan hayal kırıklığı çoğu kullar vefasız
Sade dostta aramayın narin güller vefasız
Ne geldiyse başımıza bil ki haktan revadır
Doğru söze ne söylenir yalan diller vefasız

Rehber ettim ariflerin erenlerin sözünü
Ömrümce çalmak istedim gönüllerin sazını
Zahmet ile toplar arı bin çiçeğin özünü
Düşer nadan sofrasına olur ballar vefasız

Bazı insan tahta çıkar bazı insan horlanır
Bazı gözler ayan görür bazı gözler körlenir
Bazı yara iyileşir bazı yara harlanır
Bazı sevda yürek dağlar yanan küller vefasız

Büyük küçük bilirim ben daim saygım meydanda
Olanları anladıkça kalır kaygım meydanda
Yoktur İnci’m gizli saklı işte duygum meydanda
Yağmur boşa yağmaz ama gözde seller vefasız


Sevda


Bazen mutlu bazen mutsuz oluruz
Dinmeyen hasretin közüdür sevda
Aşka semah döner coşa geliriz
İnsanın yokuşu düzüdür sevda

Güneş görmez oldu baharlar yazlar
Yürekleri örtmüş kış ile buzlar
Kabuk tutsa bile yaralar sızlar
Ağlayan gözlerin yüzüdür sevda

Hayatın içine akışı özel
Yollara umudu döküşü özel
Derinden derine bakışı özel
Duyguların kaşı gözüdür sevda

Kalpteki ateşler çevrilmez küle
Deryalara düşsek söndürmez bile
Reva mı bizlere bu kadar çile
Neden dert çekmeye razıdır sevda

Hasretinle gezen eriyip biter
Gönüllerin güzel yerinde yatar
Uyursa İnci’ye bin ömür katar
Görülen hayalin dozudur sevda


Görürdük


Bilsek gönül gözü ile bakmayı
Kalpten kalbe giden yolu görürdük
Kadrini bilseydik her bir çiçeğin
Vaktinde yeşeren dalı görürdük

Bir ben miyim dileyecek amanı
İçten içe yanar tütmez dumanı
Doğru anlasaydık geçen zamanı
Başlarda ağaran teli görürdük

Sevmediysek bile ağız tadıyla
Çölleri dolaştık Mecnun adıyla
Bir kez yansa idik gerçek oduyla
Canda soğumayan külü görürdük

Taşla doldurduk da İnci kabını
Bulamadık bir kez aşkın babını
Keşfetseydik eğer deniz dibini
Durmadan çağlayan seli görürdük
 


Gelir


Sardı da bırakmaz feleğin kolu
Her şeyi bir yana itesim gelir
Yüreğimin içi acıyla dolu
Bu kara talihe çatasım gelir

Ekinler büyümez tarlalar çorak
Yüreğimin şehri ezelden kurak
Ne etsem bilemem olmadı merak
Kendimi toprağa atasım gelir

Dünyaya gelenler yaşıyor güya
Bu kadar çileyi çektiğim niye
Kimse gözyaşları görmesin diye
Gözden döküleni yutasım gelir

Dünyanın direği henüz kopmadan
Duyguyla düşünce yoldan sapmadan
Denizler altında tufan kapmadan
Eldeki İnci’mi satasım gelir

 

Gurbet
 
 
Hasretin narıyla yandım kavruldum
Tutuşmuş yüreğin çırası gurbet
Söküldü köklerim dipten savruldum
Şimdi miydi sanki sırası gurbet
 
Bir yanım şiirdir bir yanım türkü
Hayatın destandan var mıdır farkı
Terse döner imiş feleğin çarkı
Bana düşmüş talih karası gurbet
 
Ne bitmez hasretmiş ömrüme zarar
O yalnız yıldızlar acep ne arar
Ah desem içimi bir alev sarar
Belli yüreklerin yarası gurbet
 
Dilimin ucunda içli bir ezgi
Beyinle yürekten oluşur sezgi
Gözümün önünde belirsiz çizgi
Vardığım her nokta orası gurbet
 
Bağrım kanadıkça diner mi acı
Ömrümü tüketti ağarttı saçı
Bilmem nasıl yazsam süresiz göçü
Bağrım Anadolu gerisi gurbet
 
Sesimle ulaştım göçmen kuşlara
Baş koyup uyudum soğuk taşlara
Boğmuşum dünyamı akan yaşlara
Damla damla döker burası gurbet
 
Bunca fırtınada kalsaydım durgun
Belki bu can böyle olmazdı yorgun
Değildir İnci’ler ummana dargın
Ölüsü hayattır dirisi gurbet

Kabristan


Geniş dünyadaki kapısız hane
Toprağa kazılmış yerdir kabristan
Ne bir güneş doğar ne ses ulaşır
Sonsuza yazılmış yerdir kabristan

Bir yanı gülistan bir yanı çorak
Her an yakınımda değildir ırak
Yoktur gideceğim başka bir durak
Tek sıra dizilmiş yerdir kabristan

Nice bir ağyara kapıldım kandım
Yalancı bu hanı meskenim sandım
Can çıktı bedenden nice bir yandım
İnci’siz mercansız yerdir kabristan
 


Düşürme


Canım kanım senin yüreğim senin
Beni sensizliğe zora düşürme
Merhamet bir yanın sevgi bir yanın
Geriye gelinmez tora düşürme

Seviyorsan senden ayırma beni
Sevmiyorsan eğer kayırma beni
Sahte umutlarla doyurma beni
Ne olur gönlümü dara düşürme

Hakkın sevdasında olmasın hile
Beni de sürükle o sonsuz yola
Dünyada sevgisiz üşüsem bile
Mahşerde onulmaz kora düşürme

Ne gelse sineye çekerim elbet
Gözümden yaşları dökerim elbet
Zararlı her huyu sökerim elbet
İnci derdim olsun düre düşürme
 


Sana Ne


Bırak nasıl neyle pişerse pişsin
Eline değmeyen undan sana ne
Biri sağdan biri sol yandan aşsın
İnsanın gittiği yönden sana ne

Biri Ömer sever biri Ali’yi
Biri akıllıyı biri deliyi
Biri Mevlana’yı biri Veli’yi
Yaradan bir ise dinden sana ne

Canlı bir canlıya ne gözle bakar
Nasıl olur kardeş kardeşten bıkar
Renkler üzerine boşa dil döker
Siyahmış beyazmış tenden sana ne

Yazık çoğu insan gaflete daldı
Üç laf ezberleyip çokbilmiş oldu
Anadan atadan nereden kaldı
İlikten hücreden genden sana ne

Gönül bir yaradır kaşıyıp deşmen
Herkesi kabullen soyunu eşmen
Kimisi kısaymış kimisi şişman
İnceden uzundan enden sana ne

Kimler sarar bilmem böyle yarayı
Bir sen mi bilirsin kantar darayı
Harmanı ahırı köşkü sarayı
Hayatı saklayan handan sana ne

Aksini üstüne alman mı lazım
İlla ki kavgada olman mı lazım
Her şiir içine dalman mı lazım
Yazıp çiziyorsam benden sana ne

Geçmişi görüp de alasın ibret
Her şeye laf etme bir kere sabret
Niçin rahatsızsın nedir bu nefret
Sevgi ile geçen günden sana ne

Yok köprü altından çok sular aktı
Yok pire için de yorganı yaktı
Yok cebi delik yok serveti çoktu
Üçünden beşinden ondan sana ne

Kıskançlık hasetlik ortada gayet
İnsan olmak için gerekmez ayet
Çavdarı tazeymiş yufkası bayat
Dostla paylaşılan nandan sana ne

İster gönül rengi kızıla kaysın
Herkes farklılığın adını koysun
Kim neyi isterse onları giysin
Şalvardan tumandan dondan sana ne

Gördüğüm ıstırap çektiğim çile
İsterim ki herkes kendine gele
Deryalar İnci’yi almazsa bile
Canana fedadır candan sana ne

 

 

 

 

© Ozan İnci Web Sitesi